Hiç dünyaya gelmemişe döndürdün felek

Hakk’ın kandilinde ben de sır idim
Anamın rahmine indirdin felek
Ak mürekkep idim kızıl kan ettin
İnsan sıfatına döndürdün felek

Ellisinde yaşım yarıyı geçti
Altmışında yolum yokuşa düştü
Yetmişinde her tedbilim dolaştı
Mertebe mertebe indirdin felek

Sekseninde senetlerim yazıldı
Doksanında her düzenim bozuldu
Yüz yaşında kemiklerim ezildi
Sabi sübyanlara döndürdün felek

Der Dadal’ım yaktın yandırdın
Verdim ağzımı da içtim kandırdın
Son hitamı Azrail’i gönderdin
Hiç dünyaya gelmemişe döndürdün felek

Reklamlar

Kalmadı adalet arttı zulümler

Yedi iklim dört köşeyi dolandım
Meğer dünya her tarafta bir imiş
Ben dünyayı Al’Osman’ın sanırdım
Meğer dünya yüz sultanlık yer imiş

irili ufaklı insan piç oldu
Onlar doğdu geçinmesi güç oldu
Altı arap atlı şahbaz nic’oldu
Mamur sandım yalan dünya çürümüş

Okuttuğun tutmaz oldu alimler
Kalmadı adalet arttı zulümler
Terlemeden mal kazanan zalimler
Can verirken soluması zor imiş

Kulak verdim dört köşeyi dinledim
Meğer gıybetimi eden çoğ imiş
Çok yaşayıp mihnet ile ölmeden
Az yaşayıp dem sürmesi yeğ imiş

Dadaloğlu’m der ki sözüm vasiyet
Benim sözüm dinleyene nasihat
Besmelesiz kazanılmış piç evlat
O da dünyasına ziyankar imiş

Kimseye Kalmadı Dünya

Sökün geldin şu cihana beriden
Ah çekip de dağı taşı eriden
Bakırları adam yapıp yürüden
Sultan Süleyman’a kalmadı dünya

Yalansın hey dünya önceden yalan
Baykuşlar tüneye olasın viran
Telli Ayvaz’ından zevf safa süren
Koç Köroğlu’na da kalmadı dünya

Baktım yüksek görünüyor ovalar
Yeryüzünü tutmuş sinsi yılanlar
Mızrağın ucundan al kanlar damlar
Çölde Tarbuşoğlu’na kalmadı dünya

On beş oğlu var da kolları bağlı
O aşkın elinden yüreğim dağlı
Ortada çadırı beş çatal evli
Zorpehlivan Oğlu’na da kalmadı dünya

Bekledi de şu Yozgat’ın ardını
Çekeriz de Bozoklu’nun derdini
Çok şükür İsmail tuttu yurdunu
Çapanoğlu Mustafa’ya kalmadı dünya

Hey bileği var da kaplan bilekli
Kadife yorganlı eli gerekli
Ortada çadırı dokuz direkli
Milliboy Beyine kalmadı dünya

Dadaloğlu’m der de dünya bir idi
Korkusundan cümle alem dururdu
Şu Çukurova’nın bendi kilidi
Şanlı Has Paşaya kalmadı dünya

[sökün geldin: çıkageldin]
[beş çatal evli: beş bölümlü]
[Bozoklu: Yozgat’ta yerleşik bir Türkmen boyu]
[İsmail: bir Avşar beyi]

Kişiler
Sultan Süleyman: Davut Peygamberin oğlu Süleyman Peygamber
Köroğlu: ünlü saz şairi eşkıya
Tarbuşoğlu: bir Arap beyi
Zorpehlivan Oğlu: Köroğlu’nun beylerinden biri
Çapanoğlu Mustafa: Yozgat’ın kurucusu Çapanoğulları’nın o dönemdeki beyi
Milliboy Beyi: bir oymak beyi
Şanlı Has Paşa: padişahın bir paşası

Özge yarin niye çekem nazını

Can evimden vurdu felek n’eyleyim
Ben ağlarım çelik teller iniler
Ben almadım toprak aldı koynuna
Yarim diyen bülbül diller iniler

Doya doya mah cemalin görmedim
Saçları çözüp çözüp örmedim
Bir gececik safasını sürmedim
Sarmadığım ince beller iniler

Kara olur Okçular’ın yoncası
Görülmemiş bu dünyada buncası
Açılmadan kopup düştü goncası
Bahar ağlar açan güller iniler

Gider oldum Avşar ili yoluna
Bakmam gayrı bu diyarın gülüne
Karaları taksın çapar koluna
Yağız atlı nice kullar iniler

Göremedim baharını yazını
Çalamadım curasını sazını
Özge yarin niye çekem nazını
Gözlerimden akan seller iniler

Varayım da mezarına varayım
Başucunda el kavuşup durayım
Bıktın mıydı benden deyip sorayım
Mezarına giden yollar iniler

Yürü bire Dadaloğlu’m yürü git
Dertli dertli Çukurova yolun tut
Bunda suçun varsa Hakk’a tövbe et
De ki gayrı bizim iller iniler

[mah: ay]
[cemal: yüz]
[çapar: ulak, haberci]
[cura: tambura örneği sazların en küçüğü]
[özge: başka]

Ağu

Gecebaş geldi de nerde kışladı
Ufacık evlere neler işledi
Taze gelin büyük kızdan başladı
Ölüm de güzeli sevmişe benzer

Gecebaş geldi de ayak şaştı
Han evler kapandı dükkanlar göçtü
Koç yiğit kalmadı toprağa düştü
Analar yürekten yanara benzer

Ulu minarede sala verildi
Bin bir ayak bir ayağa derildi
Kabirciye kazma kürek verildi
Arkadan da Mehdi gelire benzer

Dadal Mevla’nın sunduğu ağudur
Pençe vurur can evinin dağıdır
Ecel değirmende unun öğüdür
Teknenin başında yük vara benzer

[gecebaş: bir salgın hastalık]
[bin bir ayak bir ayağa derildi: herkes bir araya toplandı]
[ağu: zehir]